Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1401’de düzenlenmiş olup buna göre sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.
Sigortalar genellikler kişilerin isteklerine bağlı olarak yapılmaktadır. Ancak birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bazı sigorta türlerinin yaptırılması, hem kamu güvenliğini sağlamak için hem de sigortalıyı ve bazı hallerde 3. kişileri risklere karşı korumak için yasal olarak mecburi tutulmuştur. Bu kapsamda, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, taşınmaz satışlarında DASK poliçesi, Karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası bunlara örnek olarak verilebilecektir.
Sigortalar, Zarar sigortaları ve Can sigortaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Zarar sigortaları, sözleşme ile teminat altına alınan rizikonun getirmiş olduğu zararı tazmin etmeyi sağlayan sigorta türü olup yangın sigortası, kasko vb. sigortaları kapsamaktadır. Can sigortaları ise insan hayatı ile ilgili konularda devreye giren sigortaları kapsamakta olup hayat sigortası, hastalık ve sağlık sigortası gibi sigortalar bu kapsamdadır.
Sigortacılığın hızlı gelişimine paralel olarak sigorta uygulamasından kaynaklanan hukuki uyuşmazlık sayısı da son derece artmakta olup rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediği, sigortanın kapsamında olup olmadığı, kusur durumu ve ödemenin kusurlu şahsa rücu edilmesi gibi hususlarda birçok hukuki ihtilaf meydana gelmektedir.
Sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü oldukça önem arz etmekte olup riziko veya gerçekleşmesi beklenen bir durumun ortaya çıkması (zarar sigortaları – can sigortaları) halinde atılması gereken adımların, herhangi bir hak kaybı oluşmaması adına sağlıklı ve etkin bir şekilde atılması gerekmektedir.